Canım birazcık sıkkınca, şiir yazayım yine
İçinde Toros'lardan beş-on gram melisa
İki fiske kadar da nane kurusu olsun
Bir taşım kaynatayım dört-beş kaşıkçık suda
Üç yudumda içeyim müsekkin niyetine
Veya yazı yazayım, şöyle üç beş cümlelik
Her satırın başına güller ekeyim tek tek
Bir koşu sularını alıp geleyim Nil'den
Boy sırasına sokup virgüllere dizeyim
Büyümeye dursunlar hepsi birden rengarenk
Ya da ben en iyisi bir manzara çizeyim
Fırça darbeleriyle öldüreyim vefayı
Kurt kuzuya dalaşsın bir dere kenarında
Güneş dağın ardında doğmak için beklesin
Gökyüzünün mavisi çeksin bütün cefayı
ŞİİR GİBİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ŞİİR GİBİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Haziran 2015 Salı
5 Şubat 2014 Çarşamba
Aşkın Aslı!
Kerem'i al Aslı'dan
Ferhat'sız koy Şirin'i
Sök Mecnun'u Leyla'dan
Tahir'siz say Zühre'yi
Sonra kalbini çıkart
Sofrana çeşni eyle
Züleyha'yı aç bırak
Yusuf'un payını ye
Doyunca kalk yerinden
Yollara vur kendini
Geç ezel köprüsünden
Menzilden sil ebedi
Otur bir taş üstüne
Dinle sabrın sesini
Bir kuş kondur dizine
Öldürsün hevesini
Eğil toprak al yerden
Bağrına serp hasretin
Geç o vakit kendinden
Çağır gelsin ecelin
Ferhat'sız koy Şirin'i
Sök Mecnun'u Leyla'dan
Tahir'siz say Zühre'yi
Sonra kalbini çıkart
Sofrana çeşni eyle
Züleyha'yı aç bırak
Yusuf'un payını ye
Doyunca kalk yerinden
Yollara vur kendini
Geç ezel köprüsünden
Menzilden sil ebedi
Otur bir taş üstüne
Dinle sabrın sesini
Bir kuş kondur dizine
Öldürsün hevesini
Eğil toprak al yerden
Bağrına serp hasretin
Geç o vakit kendinden
Çağır gelsin ecelin
24 Ocak 2014 Cuma
Menekşe Saksısı
İnsan seviyor işte.
Elinde değil sevmemek.
Sıkı sıkı giyinip soğuk havada yürüyüşe çıkmayı mesela.
Üşütünce yatak döşek yatıp, ıhlamur içerek yavaş yavaş iyileşmeyi.
Papatyanın çimene yarenlik etmek için yeniden dirilişine şahit olmayı,
Günden güne ısınan havayı,
Son cemrenin de düştüğünü duymayı,
Yüzünü denize dönerek gülmeyi,
Yaşadığı şehri sevdiği şehir yapan her şeyi.
İstanbul'u...
Saklamayı da seviyor.
Kullanmaya kıyamadığı eşarbını,
Çocuklarının ders notlarını,
Eski evinin fotoğraflarını,
Elektronik melektronik bütün mektuplarını,
Menekşe saksısını.
Ama en çok beklemeyi seviyor insan.
Akşam saatlerini,
Çayın demini almasını,
Böreğin pişmesini,
Siyah üzümün çıkmasını,
Acısının dinmesini,
Anlaşılmayı,
Gülmeyi,
Olmadı, ölmeyi...
Elinde değil sevmemek.
Sıkı sıkı giyinip soğuk havada yürüyüşe çıkmayı mesela.
Üşütünce yatak döşek yatıp, ıhlamur içerek yavaş yavaş iyileşmeyi.
Papatyanın çimene yarenlik etmek için yeniden dirilişine şahit olmayı,
Günden güne ısınan havayı,
Son cemrenin de düştüğünü duymayı,
Yüzünü denize dönerek gülmeyi,
Yaşadığı şehri sevdiği şehir yapan her şeyi.
İstanbul'u...
Saklamayı da seviyor.
Kullanmaya kıyamadığı eşarbını,
Çocuklarının ders notlarını,
Eski evinin fotoğraflarını,
Elektronik melektronik bütün mektuplarını,
Menekşe saksısını.
Ama en çok beklemeyi seviyor insan.
Akşam saatlerini,
Çayın demini almasını,
Böreğin pişmesini,
Siyah üzümün çıkmasını,
Acısının dinmesini,
Anlaşılmayı,
Gülmeyi,
Olmadı, ölmeyi...
16 Ocak 2014 Perşembe
Şiire Veda
Sevmek işleri, şiir yazmalar, falan filan ne varsa hepsi
Merasim eşliğinde kenar mahalle dilberlerine devredildi
Ucuz parfüm kokuları marifetiyle yolundan çıkarıldı sevda
Sadra şifa kelam sahiplerinin soyuna böylece kıran girdi
Merasim eşliğinde kenar mahalle dilberlerine devredildi
Ucuz parfüm kokuları marifetiyle yolundan çıkarıldı sevda
Sadra şifa kelam sahiplerinin soyuna böylece kıran girdi
7 Eylül 2013 Cumartesi
İSTANBUL
İklimi hasret yüklü bu şehrin,
Sevdaları ölüm ile kardeştir.
Taktığı yedi renkli kolyenin,
Aşıkları düşmanına eştir.
Nihavent, gecesidir Fener'in,
Buselik Üsküdar'da güneştir.
Uğrunda göz yaşı dökülenlerin,
Leyla'yı terk ettiği ateştir.
9 Nisan 2012 Pazartesi
13 Ağustos 2010 Cuma
Can
Olmaz sandığın o şey oluverdi işte
Şimdi, yıktığın duvarları seyret uzaktan
Yüreğin kadar küçük müydü sahi sevdan
Sen ne zaman büyüdün hadi söyle
Cam mıydı kırdıkların yoksa can mıydı
Neydi ağır ağır ruhuna saplananlar
Ah işte onlar...
Gönlümün sana armağanıydı
Giderim dönmem, sen kal ve büyüyedur
Kalbin aç kalsın bırak, sen önce ruhunu doyur
Şimdi, yıktığın duvarları seyret uzaktan
Yüreğin kadar küçük müydü sahi sevdan
Sen ne zaman büyüdün hadi söyle
Cam mıydı kırdıkların yoksa can mıydı
Neydi ağır ağır ruhuna saplananlar
Ah işte onlar...
Gönlümün sana armağanıydı
Giderim dönmem, sen kal ve büyüyedur
Kalbin aç kalsın bırak, sen önce ruhunu doyur
1 Şubat 2010 Pazartesi
İstanbul
İstanbul... Mağrur adın işte yine dilimde
Sabahsız gecelerin yüzü senle gülecek
Telaşsız bir özlemin tadı saklı kalbimde
Ayrılık yağmurları sende sona erecek
Neslimin asil yurdu, ey bahtı açık diyar!
Beklenen sevgilinin, mahur gözlü şarkısı
Umutla bestelenmiş güfte oldun gönlümde
Lacivert sularında, artık vuslat yüzecek
Sabahsız gecelerin yüzü senle gülecek
Telaşsız bir özlemin tadı saklı kalbimde
Ayrılık yağmurları sende sona erecek
Neslimin asil yurdu, ey bahtı açık diyar!
Beklenen sevgilinin, mahur gözlü şarkısı
Umutla bestelenmiş güfte oldun gönlümde
Lacivert sularında, artık vuslat yüzecek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)