16 Haziran 2015 Salı

Üç Yudumluk Şiir

Canım birazcık sıkkınca, şiir yazayım yine
İçinde Toros'lardan beş-on gram melisa
İki fiske kadar da nane kurusu olsun
Bir taşım kaynatayım dört-beş kaşıkçık suda
Üç yudumda içeyim müsekkin niyetine

Veya yazı yazayım, şöyle üç beş cümlelik
Her satırın başına güller ekeyim tek tek
Bir koşu sularını alıp geleyim Nil'den
Boy sırasına sokup virgüllere dizeyim
Büyümeye dursunlar hepsi birden rengarenk

Ya da ben en iyisi bir manzara çizeyim
Fırça darbeleriyle öldüreyim vefayı
Kurt kuzuya dalaşsın bir dere kenarında
Güneş dağın ardında doğmak için beklesin
Gökyüzünün mavisi çeksin bütün cefayı




























3 Ocak 2015 Cumartesi

Meryem'den Barış'a

"Kara çarşaf"

Bu tamlamayı duyunca birçoğumuzun aklına ilk gelen isim Zübeyde Hanım olur genellikle. Hani ilk okul birinci sınıftan itibaren ezberlediğimiz, o meşhur 'dayısının bahçesinde karga kovalayan küçük Mustafa' hikayesinin baş rolündeki anne. Kurtuluş Savaşı komutanlarından Mustafa Kemal'in akça pakça, kara çarşaflı annesi. Bazılarımıza göre, o devrin giyim adabına uygun olarak giyinmiş bir kadındır, bazılarımıza göre ise İslamiyet'in emrine uyan 'tesettürlü' (mütesettir) bir kadındır Zübeyde Hanım. Ben şahsen ikinci gruptaki "bazıları"na dahilim. Kur'an-ı Kerim'de belirtilen örtünme emrinin, Müslüman her kadın için farklı farklı algılanmasında bir beis görmeyenlerdenim yani. Kimi kadın, saçlarını ayrı bir örtüyle örterek uyar emre, kimi de boydan iki parça -siyah veya değişik renklerde- bir giysi giyerek örtünür. Benim nazarımda hepsi normaldir, doğaldır. Aslında yazıya başlarken niyetlendiğim konu bu değildi. Çoğu zaman yaptığım gibi yine dağıtmaya başladım. En iyisi, bu cümlenin kelimelerinden birine asıl konuya bağlayıcı bir köprü görevi yükleyeyim de boşa gitmesin emeklerim.

'Emeklerim' dedim de aklıma geldi; bir çocuk için hayatının en kritik dönemi, emeklemeye başladığı dönemdir bence. İleride ona ne zaman emeklemeye başladığı sorulamayacağı gerçeğine rağmen, bence emekleme dönemi bir milattır insan için. Çünkü insan, yürümeye başlar başlamaz hayatı keşfetmenin heyecanını ve zevkini yaşar, zıtlıklar başta olmak üzere hemen hemen her kavramla yüzleşir, tanışır. Tabii yine bu durum için de kişinin direkt ağzından hikayeler duymamız söz konusu değildir. "Ne zaman emekledi bu afacan?" veya "Ne kadar süre emekledikten sonra yürüdü bu fıstık?" şeklinde onlarca şirin sorunun sorulduğu tek bir insanı muhatap almak zorundayızdır: O afacanın ve fıstığın annesi. (Bazen babalara da sorulduğu olur tabii ki ama onlar da net bilgi için anneye başvurur çoğu zaman.)

Bir anne, bu ve benzeri sorulara yetmiş yaşına gelse bile, hiç düşünmeden, bir çırpıda cevap verir. Çünkü her annenin beyni, evlatlarının bütün "ilk" lerini kayıt altında tutan üstün hafızaya sahiptir ve bence istisnalar en çok bu konuda kaideyi bozmazlar.
Mesela; 2015 yılının ilk bebeği olarak dünyaya gelen Meryem Azra'nın annesi, bundan elli yıl sonra da, tıpkı yukarıdakilere benzer sorulara cevap vereceği gibi, "Azra ilk ne zaman anne dedi" sorusuna da, "Şu kadarlıkken, şu yaşında vs." diyerek, anında cevap verecek inşallah. Ama o anne; iki gün önce, yani 1 Ocak 2015 günü, bebeği ve eşiyle birlikte aynı karede yer alan görüntüsü üzerinden, adı Barış olan bir adam tarafından aşağılanmaya çalışıldığını da hatırlayacak. Neden? Çünkü bebeğini sağlıklı olarak kucağına aldığı ilk gün o gün. Bebeğinin doğum günü. Barış isimli adamın annesinin de Barış isimli adamı dünyaya getirdiği gün gibi yani. Sahi, siz Barış'ın annesini gördünüz mü? Ben görmedim ve gerek olmadığını düşünüyorum. Çünkü o da, kendi uykusundan fedakarlık ederek, minicik bir insanın hayatını sağlıklı olarak sürdürmesini ve her türlü güvenliğini temin etmiş, bebeğinin ağzından çıkan ilk 'anne' sözcüğündeki o eşsiz nağmeyi asla unutmayacak olan tek kişidir. Bildiğiniz anne canım işte. Nasıl giyinir, ne okur, kimi sever, kimden nefret eder, hangi partiyi tutar, hangi soydan gelir?... vs. gibi soruların cevaplarına hiç ihtiyaç duymayacağımız, "cenneti ayaklarının altında barındıran" kadınlardan biri.

Annesini iki sene önce kaybetmiş, iki çocuklu bir anne olarak son sözüm şudur ki; Allah cümlemize ismiyle müsemma evlatlar versin. Zira tersiyle karşılamak, sanırım bir anne için de o annenin yaşadığı toplum için de büyük bir imtihan olur...




3 Aralık 2014 Çarşamba

Allah Şifa Versin

Twitter müdavimleri yi bilir; gece belli bir saatten sonra aşıkların ve aşk/ayrılık acısı çekenlerin istilasına uğrar ana sayfalarımız. Her on tweetten sekizi onlara aittir. Bir dertli gider, bir diğeri gelir ekranlara. Siyasi bir tweete tam cevap yazacakken, hoop diye düşer önünüze ızdırap yüklü cümleler. E durum böyle 'içler acısı' olunca da amatör hekim yanım harekete geçer benim, "Yok mu şu garibanlara bi' ilaç" diye düşünüp dururum.

İşte dün gece yine düşüncelerle uykuya dalmak üzereyken, aşağıda prospektüs bilgilerini okuyacağınız ilacı ürettim ve hemen piyasaya sürme kararı aldım. Bakalım kaç dertliye ulaşacak, kimlerin acısına deva olacak?

İlaç Adı: Izdırhap 100

Formülü:
Her tablette 500 mg.nefretimol içerir.
Her tablette 100 mg. beterolpislik asit içerir.
Her tablette 50 mg. ahandabittin ve boyar madde olarak 50 mg. albunlardamisketlerin içerir.

Endikasyonları:
-Kalbin kronik yangınlarında: örn. akut özlem ateşi nöbetlerinde,
-Baş ağrılarında: örn. hafıza kilitlenmesine bağlı gelişen şakak ağrılarında, 
-Enseden giren ve nereden çıkacağını bilemeyen aşk ok'u ağrılarında
-İşin içinden çıkmaya çalışırken sıkışan poponun akut ağrılarında,
-Göz görmeyince katlanmayı beceremeyen gönlün semptomatik memptomatik bütün ağrılarında
-Kelebeklerin mide çeperine çarpmasıyla oluşan yırtıkların kronik ağrılarında

Kontrendikasyonları:
-Nefretimollara karşı aşırı duyarlılığı olan saf ve salaklarda kontrendikedir.

Uyarılar/Önlemler:
İçeriğinde maymun iştahlılık bulunan ilaçları daha önce kullanan ve her önüne gelene mavi boncuk dağıtmayı matah bi' halt zanneden bünyelerin dikkatli kullanması önerilir.

DÖRT YAŞINDAN İTİBAREN ELLERİNE CEP TELEFONU VERİLEN ÇOCUKLARIN ULAŞAMAYACAKLARI YER ARTIK KALMAMIŞTIR. BOŞUNA SAKLAMAKLA UĞRAŞMAYIN.

Yan Etkiler/Advers Etkiler,
Doza bağımlı olarak kalp atışlarında hızlanma, bilinçaltının uyarılmasına bağlı olarak böbreküstü bezlerde küflenme görülebilir. Ayrıca nadir vakalarda el ve ayaklarda tir tir titreme, östaki borusunda bit yeniğini andıran alerjik döküntüler görülebilir.

İlaç Etkileşimleri:
Non-sevdatif ilaçların etkilerini ve yan etkilerini, antisevgist proton pompalarının kuruyan göz pınarlarını açmadaki etkilerini, kardiyovasküler ilaçların yürek yırtılmasına sebep olan etkilerini bünyeye göre ya azaltır ya arttırır.

Kullanım şekli ve dozu:
Mevzuya hakim olan duyu tarafından başka şekilde tavsiye edilmemişse:

Erişkinlerde günde bir defa iki tablet; tercihen akşam yemeğinden sonra, yeni sekmede açılmış olarak, bir fincan sade Türk kahvesi eşliğinde çikolata yerken alınır.
9-15 yaş grubunda günde çeyrek defa çeyrek tablet verilse yeter de artar bile.

Doz aşımı ve tedavisi:

Yüksek bi' yerde, yüksek dozda alındığında yükseklik kompleksiyle birlikte gelişen megalomani, merkezi kalorifer sistemine bağlı hipertermi belirtileri görülebilir.
Çok yüksek dozlarda, yüksek yüksek tepelere ev kurma şeklinde halüsinasyonlar görülebilir.
Akut intoksikasyonda direkt nirvana görüleceği için, herhangi bir lavaja gerek kalmadan sekme kapatılır.

Izdırhap 100:
Mevzuya hakimiyetini kaybetmek üzere olan duyu tarafından başka şekilde tavsiye edilmişse vurun terkisine, gitsin rahvan.

----------------------------------------------------------------------------------------------------------------------


Not: Yukarıdaki yazı tamamen hayal ürünü olup, başta değerli hekimlerimiz olmak üzere bütün sağlıkçıların hoşgörüsüne sığınarak yazılmıştır ;)