10 Kasım 2014 Pazartesi

Yazmasaydım Olmazdı

Mustafa Kemal Paşa'nın ruhuna ithafımdır:

Bir ölüm yıldönümünüzü daha idrak ediyoruz milletçe. Bu vesileyle bazı veciz sözlerinizin ışığında, ülkemin bugünkü panaromasını gözler önüne sermek istedim.

"Benim naçiz vücudum elbet bir gün toprak olacaktır ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet payidar kalacaktır." sözünüzle başlayayım. Bedeniniz bu dünyadan ayrıldıktan kısa bir süre sonra, izinizden gittiklerini söyleyen bir güruh çıktı ortaya. Kurucusu olduğunuz siyasi partinin gölgesine sığınan bu güruh, on yıllar boyunca bu millete çok büyük çileler çektirdi. Öyle ki; Şapka Kanunu'na muhalefet ettikleri gerekçesiyle İstiklal Mahkemeleri tarafından astırılan binlerce insanın acısına denk acılar yaşattılar milletin asli unsurlarına. Ama bu 'hüzünlü' günde size bu acılardan bahsedip de ruhunuzu daha fazla azaba sokmak istemem.

Yukarıda kısaca değindiğim güruhun her türlü ayak oyununa rağmen ülkemiz, tarafınızdan belirlenmiş olan "Muasır medeniyet" seviyesine doğru temkinli ve hızlı adımlarla ilerliyor. Bu ilerleyişimizin belli başlı göstergelerini şöyle özetleyebilirim:
Yine sizin vecizeniz olan "İstikbal göklerdedir." in tam anlamıyla hayat bulduğu bir dönemdeyiz artık. Yurdun hemen hemen her bölgesinde inşa ettiğimiz havaalanları sayesinde Kars'taki bir vatandaş, İstanbul'daki akrabasının düğününe gitmek için 24 saatini artık yolda geçirmiyor; uçağa atladığı gibi birkaç saat içinde ulaşabiliyor düğün salonuna. Sizin zamanınızda yoktu, haliyle siz bilmezsiniz; bir de duble karayolları inşa ettik yurdun dört bir yanına. Çift yönlü kilometrelerce yollar bunlar. Git git bitmiyor ama bittiğinde de sağsalim sevdiklerimize kavuşuyoruz, özlemimiz bitiyor...

Her ne olduysa, son on yılda oldu Paşam. Millet olarak, ülkesine sahip çıkanlarla yola devam edeceğimizi sandıkta gösterdiğimizden beri her alanda durmadan ilerliyoruz. Size "Düşünsenize, seksen yılda yapılanların onlarca misli 'iyi işler' çıkarmışız, maşallah bize" derdim ama diyemiyorum. Çünki ölü olmanız, sizi düşünmeye sevk etmeme maalesef engel teşkil ediyor.

Biz bu son on yılda, sağlığınızda küsüp cezalandırdığınız bazı insanlarla da aramızı düzelttik. Kusurumuza bakmazsınız umarım. İlk kadın pilotumuz Sabiha Gökçen'in idaresindeki uçağın bombalarıyla kırmaya çalışılan insanlar vardı ya, işte biz onların torunlarıyla barıştık. 'Dersim'lerini iade ettik onlara. "Devletin tunç eli" yok artık o bölgede. Devletiyle bütünleşmiş millet var. Bir tek orada mı? Tabii ki hayır. Yedi yüz seksen altı bin kilometre karelik yurdun her köşesinde...

Sonra Paşam; rahmetli anneniz Zübeyde Hanımefendi'nin ruhunu şad edecek başka iyi işler de başardık biz. Hepimizin ilk okulda ezberlemeye başladığı "Kılık Kıyafet Kanunu"nu bahane ederek, başlarını inançları gereği örten kadınlarımıza olmadık acılar yaşatanların da defterlerini dürüp, koltuklarının altına verdik. Şimdi ülkemin bütün resmi kurumlarında ve TBMM çatısı altında bile anneniz hanımefendinin giyindiği gibi giyinen nice Zübeydeler görev alıyor.

Bu son paragrafta, ülkemizin başta sağlık olmak üzere; askeriye, eğitim, sosyal yardımlaşma, belediyecilik vs. konularında nasıl bir kalkınma içerisinde bulunduğunu örnekler vererek anlatmak isterdim ama ne yazık ki zamanım yetmez. Yalnız bir sevincimi yazmadan geçemeyeceğim ki o da şudur; İstanbul denizinin altından tren bile yürüttük! Hele bir Kanal İstanbul porejemiz var ki, dost düşman herkesi kıskandıran bu muazzam projeyi onlarca sayfa yazsam yine de anlatamam size.

Velhasılıkelam Paşam; Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak günden güne yükseliyoruz. Bu yükselişimizi, sizin zamanınızda olduğu gibi bugün de çekemeyenler var elbette. Etrafımız, yine sizin döneminizdeki gibi adeta bir ateş çemberiyle çevrili. Lakin Paşam, bugün milletimiz eskisinden çok daha uyanık, devlet  adamlarımız çok daha dik duruş sergiler vaziyette. Hani sizin bir başka sözünüz vardır "Zafer; 'Zafer benimdir' diyebilenindir. Başarı ise, 'Başaracağım' diye başlayarak sonunda 'Başardım' diyebilenindir." dersiniz. İşte biz bunu yaşatıyoruz. Tek bayrakla, tek devletle ve bütün etnik kökenleriyle birlikte tek milletle başarıyoruz. Hem de, dışımızdaki ve içimizdeki sinsi düşmanla mücadelemizi sürdürerek başarıyoruz. Ve "Başardım" demek için, cumhuriyetimizin 100. yılına yani 2023'e koşuyoruz.

Yani Paşam, biz milletçe "Yeni Türkiye"yi inşa ediyoruz...
İnanın çok güzel oluyor.
Eğer görseydiniz, eminim siz de çok severdiniz.

2 yorum:

Uğur Dinç dedi ki...

Allah'tan niyaz ederiz ki Yeni Türkiye'nin kuruluşunu hayırlısıyla tamama erdirsin.

BANU dedi ki...

Amin Uğur.