15 Haziran 2012 Cuma

Twitter Hikaye Yazdırırsa

#bibilsen
#ilkonce
#banabirseyolursa
Piyer Loti
Vahit Kiler
Çok Özledik Başkanım
Zirve Yayınevi
Demba Ba
Allah Azeri
Cuma'lar

Şebnem'in arkasından el sallayıp yoluna devam etti. Beraber geçen sekiz senenin şöyle bir değerlendirmesini yapmak için sahildeki banka oturdu. Tanıştıkları günü hatırladı. Arkadaşıyla birlikte gittiği hastanede randevu saatini beklerken karşılaşmışlardı bekleme salonunda. Elindeki rapor zarfını diğer eline ritmik hareketlerle vurarak yürüyor, doktor asistanından gözünü ayıramıyordu. Yanındaki boş yere oturmasını işaret ettiğinde Şebnem'in yüz ifadesi değişmiş, kazadan kurtulan biri gibi koşar adımlarla gelip oturmuştu Ahmet'in yanına. İşte başlangıcın gongu o dakikada gelmişti. Klasik bir biçimde neyinin olduğunu sormuş, Şebnem'in "bibilsen" ile başlayan cümlelerini dinlerken oldukça üzülmüştü. Daha sonra, arkadaşının muayenesi için yanından ayrılırken telefon numarasını istemiş ve almayı başarmıştı.

Eve döndüğünde tekrar o günü hatırladı. "ilkonce" hastanedeki sahne tekrarlandı gözlerinin önünde, sonra ilk buluşmaları. Şebnem'in teklifiyle Piyer Loti'ye gitmişlerdi. Henüz aşıklar kervanına katılmamışlardı ama orada ektikleri aşk tohumlarının gün gelip filizleneceğinin işaretlerini de orada almışlardı. O gün sadece Şebnem'in rahatsızlığını konuşmuşlardı. Gelip geçici bir rahatsızlığı vardı ama o nedense hemen hemen her cümlesine "banabirseyolursa" diye başlamış, haliyle Ahmet'i hem üzmüş hem de yormuştu. Saatler sonra ayrılırlarken ikisinin de yüzü gülüyordu. Bunda Şebnem'in, her şeye rağmen geleceğe yönelik olumlu düşüncelerinin payı büyüktü.

Düşüncelerden sıyrılıp kendine geldi. Bir fincan kahve yaptı, bahçeye çıktı. Karşı binadaki komşusu Vahit Kiler'in arabasına binerken ona gülümsediğini fark etti. Selamlaştılar. Kahvesinden bir yudum almıştı ki sokağın başından koşa koşa gelen adamın sesiyle irkildi. Adam Kiler'e doğru koşarken, bir yandan da "çok özledik başkanım" diye bağırıyordu. Bir an düşündü, Kiler nerenin başkanıydı acaba? Sonra bunun hikayenin gidişatındaki bir veri kargaşası olduğunu anladı ve kahvesinden ikinci, üçüncü, dördüncü... yudumları alarak, bu bölümden hemen çıkması gerektiğini idrak etti.

İkinci kere kendine gelmesinin adeta şart olduğunu gördü ve ilerleyen bölümlerde Şebnem'e doğum gününde almayı düşündüğü kitabı "Zirve Yayınevi"nden alması halinde, meydan gelebilecek absürtlüğün hikayeye katkısının boyutunu hayal etmeye başladı...

Hayallerinden kurtulmak istemiyor, sıradaki üç TT'nin bir an önce yerlerini almasını istiyordu. Fincana döndü birden. Bu fincandan ne aşk masalları çıkar diye geçirdi içinden. Neden aşk? Çünkü konuya aşkla girmişti. Hastane koridorlarında yeşermeye başlayan, çay - simit ikilisiyle pekişen ve içinden çıkılmaz hale getirdiği Şebnem aşkı. "Şebnem aşkı"! İşte bu! Aşkın bir Şebnem hali olduğu gibi bir de futbol takımına olanı vardı ve sıradaki gelsindi. Okuyucu tarafından herhangi bir iticiliğe neden olmamak için, transferde adı sıkça duyulmaya başlayan "Demba Ba"nın takıma alınıp alınmadığını veya alındıysa da buna sevinip sevinmediğini yazmamaya karar verdi. Ardında da tebdil-i mekanda ferahlık vardır gereğince yerinden kalkıp, yatak odasına yürüdü.

Yatak örtüsünün üzerindeki etikete gözü ilişti. Zaten bu bölümde başka bir şey beklenmezdi ondan. Bir anda yok olan Şebnem'in yerini, uzadıkça sıkacağına hüküm verdiği yazısının sonunu getirme telaşı almıştı. Bu telaşla o etiketi nasıl gördüğü ise ayrı bir konuydu. Yalnız şunu biliyordu; "Allah, Azeri" lere ayrı bir yetenek vermişti sanki. İçinden çıkılması güç olan birçok çetrefilli durumda Azeriler, diğer yüzlerce etnik kökenli insan gibi oldukça maharetliydi.

Uykuya dalmak üzereyken, hikayenin noktasını koymanın dayanılabilir hüznünü yaşıyordu. Saate baktı ama içinde tuttu kaç olduğunu. Artık uyumak değil tam tersine uyanık olduğunun bilincinde olup okuyuculara hayırlı "Cuma'lar" dileme vaktiydi. Diledi ve kaydı yayınla'dı.

4 yorum:

vişnap dedi ki...

Canım ne güzel dile getirmişsin emeğine sağlık hayırlı cumaların olsun..sevgilerimle..

Cihan Bakacak dedi ki...

Gelişmeden sonrası çok ilginç olmuş :) Yazının ana karakteri bir anda sen oluyorsun :) Uygulamayı da beğendim. Ben, sen FF de kelimeler verirsin de hoşuma giden, hayal gücümü harekete geçiren deneme yazma işine devam ederim diye düşünüyordum. Bakalım senden kelime gelmezse ben de Twitter a uğrayabilirim ara ara :) Eline sağlık, sana da hayırlı cumalar.

BANU dedi ki...

Cihan, abonelerle seyahat serisinde de aynı şeyi yapmıştım. Bir an çıkmaza giriyorum ve ne yazacağımı bilemediğim için karakteri kendime çeviriyorum :) kelimeler gelecek inşallah. Yazmayı seven herkese açığız :)

tokerdo dedi ki...

ben yokum burda abla :))