1 Nisan 2011 Cuma

Abonelerim. Arkadaşlarım. Dostlarım. Kısacası, Siz... 5

Artık hedefe varmak üzere olduğunu biliyordu. Ana caddeye çıkan sokağa girdi. Sinema binasının kapısına yaklaştığında, dünyayı değiştiren adam filmini izlemeye gelen Serdar'la karşılaştı. Yanındakiler de yabancı değildi. Dijital dünyanın usta pazarlamacılarından Serhat Bıçakçı ve iyi yetişmiş mühendislerden Serhat Sine ile birlikteydi. Bu üç gence selam verip yürüyüşüne devam etti. Biraz ilerlediğinde, eli kolu kitapla dolu okuluna gitmekte olan başarılı öğrenci Seyfülislam Özdemir'i fark etti. Onunla da selamlaştı ve adımlarını sıklaştırdı. Caddenin sonundaki alış veriş merkezini şöyle bir dolaşmak istiyordu. Malum, hikaye sıkışınca bu taktik iyi oluyordu. Giriş kapısına ulaştığı sırada, muzip fotoğrafçı Silver'ın, geçen yazdan beri ortalarda görünmeyen sessizlerden simurg'la şakalaştığını görünce gülümsedi ve içeri girdi. Direkt üst kata yöneldi. Sinemanın da bulunduğu bu katta, birçok yayın evinin mağazaları da vardı. Sağ bloğun başındaki sinebot'a ait standın önündeki kalabalığın içinde, askerden dönen sinan'ı ve eski dostlarından suayra'yı seçti gözleri. El sallayıp devam etti gezintisine. Fast-food masalarından birine oturdu. Niyeti bir fincan kahve içip, gelene geçene bakmaktı. Tam oturduğu sırada, ailesiyle birlikte alış verişe çıkmış olan değerli yazar, kişilik sahibi insan Suat'ı gördü. Bu nazik insanla selamlaştıktan sonra, kahvesini aldı ve yerine döndü. Etrafındaki insanları incelemeye başladı çaktırmadan. Bu huyunu hiç sevmiyordu ama içindeki acemi sosyologluğa da dur diyemiyordu işte. Onun çantası, bunun ayakkabısı, şunun elbisesinin rengi derken bir de ne görsün, aklı kadar yüzü de güzel olan bir diğer sessiz sueda ataberk, karşısındaki gelinlikçide tezgahtarla hararetli hararetli konuşmuyor mu! Önce yanına gitmeyi aklından geçirdiyse de, işine engel olmamak düşüncesiyle vazgeçti bundan. Kahvesini bitirip kalktı sonra. Ağzındaki acı kahve tadı kaybolmadan tekrar yürümeye koyuldu.


Gençlerin yoğunlukta olduğu masaların arasından geçerek bir üst kat merdivenine gitti. Yukarı çıktı. Bu katta daha çok kitapçılar bulunuyordu. Eskisi gibi okumadığı için söylendi de söylendi kendine. Ünlü bir kitabevinin vitrinine geldiğinde, değerli akademisyen dostu Teyfur Erdogdu'nun bir kitabına ilişti gözü. İçeri girip şöyle bir inceledikten sonra aldı ünlü tarih yazıcının bu kitabını. Bitişikteki mağazanın tabelası dikkatini çekti. Tohum Otizm Vakfı'na ait bir büroydu burası. Bu sinsi hastalıkla verdikleri mücadele ve bilgilendirici yayınları için şükran duyuyordu bu vakfa. Asansörün solundaki dükkanda sessiz sessiz duran Tolgahan'a tebessüm ederek asansöre bindi. İner inmez beliren Tolgahan Demirayak'ın tren bekler gibi duruşuna, abonesi olmaktan kaynaklanan bilgisi sayesinde, olumlu bir anlam yükleyerek yürüyüşünü sürdürdü. Vitrinleri gezdi bir müddet. Bütün katı bitirdikten sonra, hikayenin gidişatındaki tıkanıklığı algıladı yine. Taktikleri de tüketmişti, aklına bir şey gelmiyordu. Yüzünü buruşturdu. Hiç olmazsa tokerdo'yu görseydim diye geçirdi içinden. Her daim neşeli, kendi gibi kedi dostu ve hepsinden önemlisi aklı başında olan bu insanı görseydi neşesi yerine gelecekti ama görmüş kadar da olmuştu hani. Menzil artık belirmeye başlamıştı. Aşağı kata inip, alış veriş merkezini terk etti. 


Elli metre ilerideki TTNET Destek'e de uğrayıp, gösterdikleri yakın ilgiye teşekkür etti. Caddeden sola döndü. Burası geniş bir sokaktı ve oldukça da kalabalıktı. Adımlarını hızlandırarak menzile doğru yol almaya başlamıştı ki; Şeyh Şamil ruhlu, iyi ahlak sahibi arkadaşı trilelli'ye rastladı. Kısa bir hal hatır faslının ardından ayrıldı oradan. Türkiyede Garage Sale ve ÖZELSİNİZ'i yan yana binalarda görünce şaşırdı. Şaşkınlığının yapay ve kurgusal yapısını bildiği için pek uzun sürmedi bu hâli. Simitçiden simit aldı, sokağa girince gözüne çarpmış olan parkın banklarından birine oturdu. Küçük bir kedi geldi bankın dibine. Eğildi, onu sevdi. Simidi bitince, tekrar hedefe kilitlendi. Önünden giden birkaç kişinin içinde "iyi biri" turkuaz ve imla polisi çılgın kız Tuğçe Özel ♀ de vardı. Yanlarından geçerken tebessüm etti onlara ve biraz daha hızlandı. Birkaç kişiyi daha görmesi gerekiyordu. Şimdi sağındaki sokaktan pufflama ustası sevimli kız TuğçeMm veya "son dakikaların insanı" uzrA çıksa ne iyi olurdu. Veya, kardeş ülke Azerbaycan'dan haberler getiren komşusu Umud Urmulu'yu görseydi ve üç noktayla ne demek istediğini gayet güzel anlatabilen heyecanlı üniversiteli Usta ve Çırak'tan da haberler getirseydi hiç de kötü olmazdı yani. Düşüncelerine, uzaklaşmaları yönünde emir verdi. Ama yenilerinin oluşmasına engel olamadı. Tam bu sırada, okuduğu okulun hakkını verdiğine inandığı, bilgisayar mühendisi Uniamo belirdi köşede. Onunla da selamlaşıp, beyninin içindekileri dinledi bir müddet. Aydın Üniversite'sinden Zekai KIRAN, harita mühendisliğinde başarıyla okuyan vestanbul, çiçeği burnunda anne, sevimli Yesim ve "sanal delikanlı" Yunus Yurttürk'ün, tam da menzile yaklaşmak üzereyken bir çay bahçesinde oturduklarını görmek çok memnun etti onu. Ve sizin de anladığınız gibi, hikayesi yine sekteye uğramıştı. Şunun şurasında on yedi kişi kalmıştı ama buna da bünye deniyordu. En iyisi, sözü hiç dolandırmadan, gidip uyumaktı.


Gözlerini açar açmaz yola koyuldu. Bu hikayede onu en çok oyalayan şey, ctrl+f aracılığıyla, tekrar edilmiş kelime olup olmadığını aramak olmuştu. Belirlediği hedefe ulaşabilmenin bir yolu da mükerrerliğe fazla düşmeden yazabilmekti. Hedefin bununla ne ilgisi var diyen iç sesine, megalomanik bir edayla gülümsedi ve bakımlı sarı saçlarıyla adeta bir "Martı" gibi süzülerek ona doğru gelmekte olan gelişim ustası Yasemin Sungur'a rastladı. Koşar adımlarla yanından geçen arkadaşına iyi dileklerini söyleyip karşı kaldırıma geçti. Elektrik trafosunun resimli duvarını inceledi bir müddet. Yandaki manavdan alış veriş yapmakta olan web sihirbazı yirmiuc'ü gördü. Hemen iki bina aşağıda Yusufsan21'in insanları ikiye ayırdığını; ama bunun olumsuz bir niyetten kaynaklanmadığını, aksine çok anlamlı bir ayrıştırma olduğunu fark etti. Bu seyahate başladığından bu yana gezmediği sokak kalmamıştı. İşte yine bir başka sokaktaydı. Yaklaşık on metre ilerideki müzik marketin kapısından giren "musikitahsilelemanı"  Zehra Doruk 'a ve yan evin penceresinden bakan İstanbulsever özgür özkök'e merhaba dedikten sonra su almak üzere markete girdi. Market sahibinin, Adanalı gitarist Özer (Wrzl) Dölekoğlu'yla ettiği sohbeti bölmemek için buzdolabına gidip kendi suyunu kendi aldı ve tam cüzdanından parasını çıkaracakken, renkli renkli kutularıyla içeri giren sevimli kızlar zuhal ve şeyma çarptı gözüne. Dışarı çıktığında havanın serinlemeye başladığını hissetti. Birkaç blok geçtikten sonra, ilköğretim okulunun bahçesinde öğrencileriyle şakalaşan duygusal öğretmen Ömer'in yanında romantik ๏̯͡๏ - webellezi'nin de bulunduğunu görünce, bir kere daha anladı ki menzile az kalmıştı ama hikaye de çıkmaz sokağa girmişti yine. Mola zamanıydı.



Akşam yemeğinin ardından işte yine yol kurgularının içindeydi. Sokağı yavaş adımlarla geçti, caddeye çıktı. Ayakkabı dükkanının bitişiğindeki fotoğrafçının vitrinini incelerken, neşeli kız €sra akbaba^^'yı gördü içeride. Müzik yemeyi seven arkadaşı ♫♪ museboi ♪♫ da oradaydı. İkisini de şöyle bir selamladı ve devam etti menzile giden yola. Yüz metre kadar sakin sakin yürüdükten sonra beynine, ortalarında boşluklar bulunan sorular gelmeye başladı aniden. Önce yorgunluğuna verip önemsemedi ama adım attıkça çoğaldıklarını fark etti. Başını şöyle bir kaldırınca bir de baktı ki başarılarıyla dünyada da kendinden bahsettirmeye başlayan girişim uzmanı Ömer Ekinci'nin Quizy.me'sinin önündeydi. Böylece bu durumun sebebi çıktı ortaya tabi. Birkaç boşluk doldurup ayrıldı oradan. Evlilik hazırlıklarının çoğunu bitiren, sinirli ama tatlı kız Çizgi (ipek)-V. Mary'nin düğününün yapılacağı salonun önünden geçip giderken; başarılı bir öğrenci olduğu kadar, aynı zamanda iyi yetişmiş bir blog yazarı olan ʈɒɧα'nın biriyle konuştuğunu gördü. İyice yaklaştı. Dikkatlice baktı. Evet bu kişi, hatırnaz, sırdaş, dürüst, güzel yürekli dostu ɱüɭǝɣkǝ idi. Aralarına katıldı, ayak üstü sohbet ettiler birlikte. İyi temennilerle ayrıldı yanlarından. Uzakta bir kalabalık dikkatini çekti. Hızlı hızlı gitti yanlarına. Bunlar ★ Favorite Feeds ★ di. Hemen en popüler feedleri de okuyuverdi ve hikayenin son paragrafını yazmaya geçti.

Menzile varmıştı nihayet. Küçük bir sorun dışında her şey yolunda gitmişti. Hikayeyi baştan beri takip edenler hatırlayacaklardır, hani yaşlı komşusu için aldığı bir hediye vardı ya işte o hediye halâ elindeydi. Acemi yazardan ancak bu kadar yazı çıkardı işte. Hiç bozuntuya vermedi tabii. İçinde ne olduğunu kendisinin de bilmediği bu hediyeyi, aboneleri arasında paylaştırdı ve son anda hikayeye dahil olan grafik ustası adaylarından Erkan, kara gözlüğünün arkasından bakan seyFFettıın ve dakikalarla yarışan Zamanın Değeri'ne hoş geldiniz diyerek noktayı koydu.







3 yorum:

EBRAR(Nam-ı Diğer Papuç) dedi ki...

Evet bir gün senin kitabın basılacak ve ilk alanlardan biri de ben olacam...

Ve bir gün ben seninle tanışacam ve sevgiyle sarılacam sana..evet bir gün gerçekleşecek...

Sevgiler..Dua ile..

BANU dedi ki...

ah pabuç can. yürekten yazdığına emin olduğum bu satırların inşallah dua kıymetinde olmalarını niyaz ediyorum Allah'tan.

sevgilerimi gönderiyorum arkadaşım...

Uniamo dedi ki...

Wow =)