29 Mart 2011 Salı

Abonelerim. Arkadaşlarım. Dostlarım. Kısacası, Siz... 3

Bütün katı bir çırpıda gezdi. Beğendiği ayakkabı ve çantaların bulunduğu mağazaları hafızasına kaydederek, diğer kata geçti. İncik boncukların yoğunlukta olduğu bu katın havasını beğenmedi ve tam oradan ayrılırken, duvara yaslanmış olarak duran erol erdogan çarptı gözüne. Çevresindeki arkadaşlarıyla hararetli bir sohbete koyulmuştu. Siyasi kişiliği ile takdirini kazanmış olan bu insanı selamladı. Tekrar yukarı çıkmak niyetiyle merdivenlere yürüdü. Sabahın erken saatleri olduğu için ortalarda fazla insan yoktu. Sakin bir şekilde çıktı bir üst kata. Bir pet shop'un önünde, elinde kuru mama poşetiyle esra'rlı gözler..'i ve konuşkan arkadaşı Evren Elif Kuyu'yu gördü. Onlarla da selamlaşarak çıkış kapısına yöneldi. Kapının sağındaki kitapçının önüne geldiğinde birden aklına sevdiği bir yazarın son kitabı geldi. Almak için içeri girer girmez, kalın ciltli kitapların bulunduğu reyonda Faruk Özcan ۩'ı fark etti. Baktığı kitapların, hukuk ağırlıklı olduğunu anlamıştı ve ona başarılar dileyerek dışarı çıktı. Yarım saat önce oturduğu bankın hâlâ boş olduğunu görünce, gidip oturmak istedi bir an ama hemen vazgeçti bu fikirden. Çünkü yürümeliydi. Yürümeli ve kalan onlarca abonesiyle karşılaşmalıydı. İçine garip bir hüzün çöktü. Menzile ulaşabilecek miydi acaba? Düşünmeyi birden bırakıp, devam etti yola. Gazete bayisinin arkasındaki kalabalığın arasında FaRuKS ve Fatih Aker'i tanıdı gözleri. Uzun süredir sessizler grubunda olan bu iki iyi insanı gördüğüne sevinerek, hızlı adımlarla ayrıldı oradan. 



Birkaç dakika yürüdükten sonra, ilköğretim okulunun çalan zilini duydu. Çocukların çığlık çığlığa attığı özgürlük naralarını dinledi. Bahçe demirlerinden başını şöyle bir uzattı ve fedakar öğretmenleri fatmazehra'nın çevresini saran sevgi yumağına baktı mutlu mutlu. Kıymetli vaktini çalmamak gerektiğine inanarak, sakin adımlarla karşıya geçti. İki sene önce yaşadığı mahalleye iki sokak kalmıştı. İçindeki heyecanı hissetti birden. Ekmeğini ve kurabiyelerini çok sevdiği fırına gelmek üzereyken, ellerindeki kitap poşetleriyle ona doğru gelen Filiz'i gördü. Vefalı ve hatırnaz bu güzel kızla ayak üstü sohbet etti ve tekrar görüşmeyi dileyerek eski mahallesinin yolunu tuttu. Köşedeki kuaföre girmekte olan güler yüzlü ve sessiz abonesi Filiz ALTÜRK'e el salladı ve karşı kaldırımda telaşlı adımlarla okula yetişmeye çalışan, özü sözü bir, diğer öğretmen fire'la da selamlaşıp ilerledi. Çocuk doktoru eski bir dostunun muayenehanesinin bulunduğu binaya geldiğinde, Aze'nin annesi sıfatını adeta bir titr gibi taşıyan  Gamze Köroğlu'na rastladı. Minik kızının aşı karnesindeki bir hatayı düzelttirmek için orada olduğunu öğrendi. Sağlık dileklerini söyleyerek uğurladı genç anneyi. Menzile doğru yol almayı sürdürdü. Top oynayan çocukların arasından geçerken, uzun süredir sessizliklerini bozmamış olan Ghost ve Guliz Kucur'u gördü. İyi olmaları dileğiyle hedefe doğru devam etti. Eski semtine az kalmıştı. Bu yolculuk sayesinde, bir taşla iki kuş vuracağı için sevinçliydi. Biraz yürüdükten sonra, Osmanlı ilgisiyle hatırında kalmış olan Gürcan SERBEST, Türkiye'den uzakta olduğunu düşündüğü Hakan Nural ve domates sever Hakan Yamanoglu'nun baş başa vermiş sohbet ettiklerini görünce; hayal gücünün, hikayenin sürekliliğine zeval getirecek seviyeye ulaştığına karar verdi ve bu dakikadan sonra yazacağı hiçbir cümlenin kendisine ve abonelerine pek de hayır getirmeyeceğini düşünerek, zihnini toparlamak niyetiyle oracıktaki bir taşın üzerine oturdu.


Aradan geçen zamanı kimse bilmiyordu ama kendine gelmişti çok şükür. İstikamet belliydi. Menzille arasında yirmiye yakın harf vardı ve devam etmeliydi. Sokakla ana caddenin kesiştiği noktaya yaklaşırken köşedeki arabadan Hakki Ocal'ın indiğini ve kendisine doğru yürüdüğünü fark etti. "Yazıldığına pişman olmuş eski bir yazı" gibi hissetti kendini birden. Hoca, her zamanki babacan tavrıyla yanına yaklaştı ve daha "uzuun yıllar" boyunca aynı tavırla çevresinde olacağını ima eden bir gülümsemeyle selam verdi ona. O da hocaya gülümsedi ve heyecanını kontrol etmeye çalışarak, karşı kaldırıma doğru yürüdü. Kalbini sükunete davet etti ve huzurla devam etti yoluna. Biraz ilerlediğinde hartanto'nun, ilgi alanına giren ürünlerin satıldığı dükkandan verdiği selamı aldı. Sakinleşmişti ama yine de bir şeylerin ters gittiğini söylüyordu kalbi. Bu çelişkiyi anlamlandırmaya çalışırken karşısına Hasan Basusta çıktı. İşte o an anladı bu tersliğin nedenini. Doğru şeylere imza atan bu arkadaşını da selamlayarak eski mahalleye doğru adımlarını sıklaştırdı. Yol boyunca denk geldiği kedi sever HasanCivelek, bir başka kedi dostu hazan ve Hunter'ın da hatırlarını sordu ve HP Club Turkey'nin ürünleri bulunan mağazaya girdi. İçerideki lgincurunbuldum ve ilginç ve ihtiyaç ürünler'e ait standlara şöyle bir göz attıktan sonra  İndirdik.com'un indirimlerini inceledi. Dışarı çıktı. Etrafına bakındı. Tanıdığı başka kimler vardı acaba? Birileri olmalıydı çünkü hikaye yine çığrından çıkmak üzereydi. Tam ümidini kesiyordu ki hâlid şen'in, site sahibi, temiz yüzlü Ibrahim Burak 'a ölüyorum dediğini duydu. Kulak misafiri olunca anladı ki bu sadece, hayatın öteki yüzünü ortaya koyduğu bir ironiydi. Hafifçe tebessüm ederek yokuş yukarı yürümeye başladı. Eskiden de bu yokuşu yürürken yorulmazdı. Eğimi fazla değildi çünkü. Yol düzeldiği sırada, dünya evine kısa süre önce giren genç arkadaşı irfanbuyukyango'ü gördü manavın önünde. Elindeki yeşil erik poşetiyle tam bir baba adayı görüntüsü veriyordu. Başıyla selamlayıp geçti yanından. On metre yürümüştü ki baktı İStisna da orada. Hayata pozitif gözlerle bakmayı başaran bu neşeli arkadaşının hatırını sorup, menzil istikametine doğru  adımlarını çabuklaştırdı. Fotoğrafçının vitrinine geldiğinde, birbirinden güzel fotoğraflarla tanıdığı istanbul through my eyes'ı gördü ve selamladı onu. Sessizlerden bir diğeri Janset Kırmızıgül ve yabancı kökenli iş adamlarından Jose Manuel Zardain GV 'nin de orada olmasına pek bir anlam veremedi ve içinden çıkılmaz boyuta gelen hikayesine bir noktalı virgül daha koymanın zamanı geldiğine karar verdi.



On yıla yakın bir süre oturduğu mahallesine, iki yıl aradan sonra ilk defa gidiyordu. İlk olarak uğramayı planladığı yaşlı komşusu için ufak bir hediye almayı düşündü. Biraz ilerideki hediyelik eşya, teknolojik ürünler ve çiçek satan mağazaya yöneldi. Mağazaya geldi ve bitişiğindeki binanın penceresinde kadir a'yı fark etti. Sanki başka bir gezegenin insanıymış gibi duruyordu. İleriye dönük çiftlik hayalleri olduğunu hatırladığı bu genç arkadaşına başıyla selam verip içeri girdi. Kaynağım İnsan Kariyer ve KelepirFiyatina tarafından oluşturulmuş bölüme ilerledi. İstanbul sevdalısı olarak tanıdığı arkadaşı, eski bürokratlardan Kamil'in de orada olduğunu gördü. Kısa süren sohbetin ardından, hediye seçmek için alt kata indi. Kelimeler Benim'in, MediaBulten.Com'un desteğiyle oluşturduğu panelin hemen bitişiğinde, üzerinde beyaz önlüğüyle Koray Topçu ve sessiz arkadaşlarından Kötü Çocuk'un karanfil aldıklarını gördü. Keyiflerin bozmak istemediği için uzaklaştı yanlarından. Fazla dolaşmadan seçti hediyesini ve ayrıldı dükkandan. Karşı kaldırımdaki kitapçıdan çıkan, formül aşığı Lande (h+b).x=?'ye de gülücük atıp hedefe kilitlendi iyice. Hızlı adımlarla solundaki sokağa döndü. Burası, dünyada ve ülkede yaşanan her türlü haksızlığa karşı dik duruş sergilemekte mahir arkadaşı lijepa djevojkaa'nın oturduğu sokaktı. Yürüdü, yürüdü. Saat öğleni gösteriyordu. Kaliteli ve hesaplı her türlü giyim eşyasının satıldığı butiğin kapısında, bilinen zerafetiyle Lost Abyss ☼ belirdi. Yılbaşı günü ondan gelen hoş mesajı hatırladı ve arkadaşına tebessüm ederek caddeye çıktı. Havanın iyice ısındığını hissetti. Yol üzerindeki büfeden bir şişe su aldı, kapağını açtığı sırada, kırmızı şemsiyesiyle güneşten korunmaya çalışan ve kendini sinir bozucu olarak tarif eden luminescence göründü uzaktan. Bu haliyle hiç de öyle olmadığını düşünerek devam etti yürüyüşüne. Sosyal medya aktivistlerinden m. kaan mete (mt) de aynı büfeden alış veriş yapıyordu. Onunla da selamlaşarak ayrıldı oradan. 

 Mahallesine yaklaşmak üzereydi. madambowary'nin birkaç metre ilerideki bankta oturduğunu görünce sevinçten havaya zıpladı. iyi niyetli ve temiz kalpli bu genç hocayla karşılaşmak çok mutlu etti onu. Derse yetişecek olduğunu öğrenince sağlık temennisiyle uğurladı dostunu. Eski komşularından birinin evinin önüne geldiğinde, bahçede oturanların arasında yüzünün de ismi gibi olduğunu düşündüğü MelekgiM ve mertliğe vurgu yapan ifadesiyle Merdo'nun da olduğunu gördü. Hepsini selamladı, devam etti yola. Birkaç metre ilerledikten sonra, eczaneden çıkan mavi balon [şeniz]'i gördü. Ege'nin sıcaklığını ruhunda taşıyan sevgili arkadaşının yanına giderek hatırını sordu. Erkek kardeşi için horlamayı önleyen ilaç aldığını öğrendi ve muzip bir edayla gülerek vedalaştı bu neşe küpü insanla. 

1 yorum:

Mavi Balon dedi ki...

Banu, harikasın ne kadar da güzel yazmışsın arkadaşım hakkımda teşekkür ederim....