28 Mart 2011 Pazartesi

Abonelerim. Arkadaşlarım. Dostlarım. Kısacası, Siz... 2

Güzel bir bahar gezisinin ardından yeniden klavyesinin başına oturdu. Yola devam etmeliydi. Kendine verdiği sözü tutmalı, menzile ulaşmalıydı. Menzil ne miydi? İşte bunun cevabını o da sizin gibi bilmiyordu. Düşünceler içinde yürümeye tam başlamıştı ki, One Dergi'nin üst basamaklarında Berkan Bağcı'ya rastladı. Dört senedir eğitimini aldığı makine mühendisliğindeki başarısı ve futbol yazarlığındaki yükselişiyle birlikte, sahip olduğu güzel ahlakla da dikkatleri üzerine çekmeyi başaran bu zeki ve olgun "duygusal makine"nin hatırını sordu. Nazik bir tavırla aldığı cevaptan sonra yoluna devam etti.  Hemen bitişiğindeki binanın bahçesine ilişti gözleri. Eski ama vefalı arkadaşı bestofBERDUSH, birlikte çalıştığı avukat arkadaşlarıyla sohbet ediyor, ettiği her sözün aynı zamanda vasiyeti ve tek serveti olduğunu yüksek sesle anlatıyordu onlara. Selamını aldı, mukabelede bulundu. Kulaklarının ve hayal gücünün bu kadar kuvvetli olmasından duyduğu şaşkınlık eşliğinde yürüyüşünü sürdürdü. Bu şaşkın halin devam etmesini istemiyordu. Çünkü bu hikaye yazılmalıydı. Bir müddet ilerledikten sonra, önünden geçmekte olduğu parfümeri dükkanının içinde, espritüel ve genç arkadaşı bi do st'u gördü. Pek beğenmediği markaların satışını yapan bu dükkanda bulunmasını kınamak geçti aklından ama ileride fikir değiştirip kendinin de o markalardan birini satın alabileceği düşüncesiyle, başına gelmesinden endişe ederek hemen vazgeçti bundan. Koşar adımlarla uzaklaşırken, biggeee'nin de orada olduğunu fark etti. Anneliğe hazırlanan bu arkadaşına da el salladı. Hava serinlemeye başlamıştı. Bu yolculuğun, gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürmemesi için hızlandı.

Daha çok liseli ve üniversiteli gençlerin uğradığı cafe'nin bahçe masalarından birinde Burak Abidin Aksoy ve Burak Demirayak'la karşılaştı. Okumaya ve teknolojiye meraklı olan bu iki gence de gülümseyerek selam verdi. Birkaç adım atmıştı ki kendisi gibi gözlüklü olan ve bildiklerini insanlarla paylaşmayı seven Burak Dönertaş[away]'ın ona doğru geldiğini gördü. Kısa bir selamlaşmanın ardından karşı kaldırıma geçip yoluna devam etti. Yorulmuştu yine. Bir evin bahçe duvarında biraz dinlendikten sonra yeniden yürümeye başladığında, karşı sokakta  C@®pé Diém ™'in sırt çantasıyla yürüdüğünü fark etti. Hayallerine doğru çıktığı yolculuğunun iyi geçmesini temenni ederek uğurladı onu. cagdasseichter de aynı sokakta sessiz adımlarla ilerliyordu. O sırada telefonu çaldı. Açtı. Karşısında bir tanecik ablası Canan B vardı. Hâl, hatır faslının ardından, eve dönünce onu arayacağını söyleyip kapattı telefonunu. Yine hatıralara daldı. Öylesine dalmıştı ki, elinde kitap poşetiyle yanından geçen Canan Gümrükçüoğlu'nu geç fark etti. Arkasından seslenerek, karşılıklı kafa bulmak üzere çay içmeye davet etti onu. Bir diğer sessiz abonesi  Canerizm1981'in, mimar ve çok daha fazlası olan Cansu'yla hararetli konuşmalarını duydu ve aslında bu iki ismin bitişik komşular olmalarından başka bir yakınlıkları olmadığını düşündü. Ama hikaye, hayallerle devam ediyordu. Kaldırım taşlarını saya saya gidiyor, bunun bir takıntıya dönüşebileceğini düşünüyordu. İşte tam o sırada Cevher'in iki kulağı andıran görüntüsünden yayılan radyoaktif enerjiyi hissetti ve bunun normalin aksine pozitif bir enerji olduğuna hükmetti. Yüzündeki gülümsemeyle birlikte adımları yavaşladı. Aralık ayından beri görmediği abonesi Cigdem Yuksel'in gülüşünden yayılan pozitif enerjiyi de alıp, devam etti. Yolun sonunda karşısına çıkan, bir diğer güler yüzlü kişi cihan bakacak ile de selamlaştı. Spor tesislerinin önüne geldiğinde, antrenmandan dönen Adalı psikolog cihançelik'e başarılar diledi. İnsan psikolojisinin, erkek ve kadın açısından farklılıklar gösterdiğini okumuştu onun bir yazısında. Bir de anne ve baba olmak var dedi içinden. Derin derin uzaklara daldı bir an. Çocuk parkından gelen cıvıltılarla kendine geldi. Şöyle bir bakındı. Salıncaktaki minik kızını sallayan core, mütevazı bir tavırla sanki "sadece Aze'nin babasıyım" diyordu çevresine. Gözleri, sevgili eşi Gamze'yii aradı ama göremedi. Hafifçe gülümsedi. Evet, hikayenin formatı gereği, Aze'nin annesiyle, ilerleyen satırlarda karşılaşacaktı tabii ki. Parkın duvarına çantasını koyup, çocukları seyretmeye koyuldu. Arkasından birinin seslenmesiyle döndü, sesin geldiği tarafa baktı. Gezgincinin önde gideni DJ arkadaşı curbu'ydu bu. Her zamanki gibi enerji fazlalığından olsa gerek, tek ayak üstünde durmaya çalışıyordu. Yüzündeki sevimli huysuzlukla gülümsedi ve gözden kayboldu. Yürümeye başladı tekrar. Düşümde ve EDA SUNER'in sevecen bakışlarına karşılık verdi sevgiyle. 


O ana kadar kurguladığı birçok karede gördüğü en bariz özelliğin sevgi olduğunu düşündü. Sevginin açamayacağı kapı yoktu onun gözünde. Mutlu bir ruh hali içinde uzun bir süre daha yürüdü. Merak ettiği konularda ara sıra baş vurarak bilgi edindiği  e-hadis | Hadis Arama'ya rastladı bu sefer. Samimi selamını alarak, huzur içinde devam etti yoluna. Eski ama eskimeyen dostlarından biri olan gurbetçi kardeşi elesem' belirdi birden. İsviçrede'ki çiftliğinde, meleşen kuzuların arasında, sevimli eşeğinin semerini tamir eder gibi bir hali vardı. Verdiği muhabbet yüklü selamı alarak sürdürdü yolculuğunu. Hava iyice kararmıştı ve yolu uzundu. Koşar adımlarla yanından geçen deli divane'ye de gülümsedi ve yorgunluğunun artmasıyla birlikte yeni bir karar aldı. Bir arabaya atlayıp evine gitmeli ve diğer abonelerini yazmaya evinden devam etmeliydi. Nasıl olsa hayal gücü devredeydi ve ona güveniyordu ;) 



Uzun ve heyecanlı bir yürüyüşün ardından şimdi evindeydi. Hikayesinin kumanda merkezini eve taşıdığı için sevinçliydi. Çünkü, eğer bunu yapmayı hayal etmeseydi, gece yarılarına kadar sokak sokak dolaşmak zorunda kalacaktı. Üslubun nasıl devam edeceğini henüz bilmiyordu ama hiç olmazsa okuyucunun gözünde oluşması muhtemel garip düşüncelere engel olmuştu. Son cümleden bu yana iki saat geçmiş olmasına rağmen hâlâ bir çıkış yolu bulamadığını fark etti ve gidip uyudu. Sabah oldu, kalktı ve yine aynı şeyi yapmak için, yani sokak sokak gezip arkadaşlarını görmek için evden çıkmayı tercih etti. Bu paragraf da böylece, hikayenin özüne uymayan tek paragraf olma hakkını kazanmış oldu.

Hava, dün geceye nazaran oldukça sıcaktı. Sokağın köşesine geldiğinde, işe gitmek üzere yola çıkmış olan elet'i gördü. Yüzünde, görmeye hep alışık olduğu mutluluk ifadesi vardı. Verdiği selamı, küçük ve masum bir çocuk gibi bakan gözleriyle aldı arkadaşı. Caddeye doğru yürümeye devam etti. Trafik yoğundu yine. Karşıya geçmek için beklerken, yan tarafındaki müzenin kapısında sevgili Emine Çaykara'yla karşılaştı. Her zamanki gibi sade ve alımlıydı. Görev başında olduğu düşüncesiyle ayak üstü hatırını sordu enerji dolu yazarın. Ardından karşıya geçti. Üniversitenin yakınlarına geldiğinde, bir senedir görüşmediği kibar arkadaşı Emre göründü ileriden. Efendiliği uzak mesafeye rağmen belli oluyordu. Yaklaşınca selamlaştı onunla da. Adımlarını biraz daha hızlandırdı. Henüz sabah saatleriydi ama menzile ulaşmasına daha çok vardı. Alış veriş merkezinin önündeki banklardan birine oturdu. Çıkış kapısında, üzerindeki kıyafetten sıkı bir Galatasaraylı olduğu hemen anlaşılan genç arkadaşı Enis Hürkan BURAKÇI'yı fark etti. Yanında, eğlenceli yapısıyla dikkati çeken Entertainbul vardı. İkisine de sevgiyle selam verdi ve yeniden yola koyuldu. Ama birden fikrini değiştirdi ve alış veriş merkezine girmeye karar verdi. İçeride birçok abonesiyle karşılaşacağından emindi çünkü. İlk kattaki mağazanın vitrinine bakarken, içeride eorhunk ve Gelecekonline.c ile mağaza görevlisinin konuştuklarını gördü. Diğer vitrinlere bakmak üzere ayrıldı oradan. Alt kata inen merdivenlere yöneldi. Yukarıya çıkan merdivenlerde, birçok konuda uzman olarak başarıyla çalışan Erhan ve Erhan Kocabaş sohbet ediyordu. Başıyla selam verip, aşağıya indi. Ayakkabıcı ve çantacıların bir arada olduğunu görünce kendi kendine ufak bir çığlık attı. Hikayesi sayesinde yüzlerce çeşidii bir arada görebilecekti. 

2 yorum:

Erhan Tunçer dedi ki...

Öyle blogda gezerken geçmişi görüp hey gidi günler hey dememek elde değil be abla. Sene 2011 ben 21-22 yaşlarında tığ gibi delikanlı. :)

Selamlar ablacım, hayırlı günlerin olsun inşallah.

BANU dedi ki...

Yorumunu yeni gördüm Erhan kardeşim, kusura bakma. Teşekkür ederim.
Ah ah, ne güzel arkadaşlıklarımız vardı, değil mi? Ben de senin sayende o günleri yad ettim. Şimdi o günlerden geriye böyle birkaç hatıra kaldı işte.
Allah sana da hayırlı günler nasip etsin, sağ olasın 😊