21 Ocak 2011 Cuma

Geç de Olsa Geçtim Ya!

Bazı insanlar, merdiven altı uğursuzluğu hurafesi kadar anlamsızlaşmaya başladıkları için, rahatlıkla geçebiliyorum onlardan. Hayatıma girişleri de bir tür hurafeyle olmuştu zaten. Kara kedi gibiydi çoğu. Kedilerde renk, ırk, cins ayırımı yapmadığım için hepsini bağrıma basmıştım da, mırmırlarından yayılan serotoninin etkisiyle tırnaklarını çıkardıklarını görememiştim. Gördüm de ne oldu sanki? Bana hiçbir şey olmadı tabii. Tırmalanmak üzere olduğumu hissettiğim an, çarpıverdim yere hepsini. Olan, onlara oldu. Önce, ırkdaşlarının bir pati darbesiyle döktüğü süt misali yayıldılar yere, silmedim onları bir müddet; sonra koktular. Kendi kokularından rahatsız olmalarını bekledim sabırla. İşaret geldiğinde de, en hoş kokulu deterjanla temizledim bir güzel. Sonunda bittiler. Yani, "Geldikleri gibi gittiler."

Yazılarımda, büyük adam dediğimiz adamların sözlerini kullanmak, sık baş vurduğum bir yöntem değildir. Bazen, anlatacaklarımın devam etmesinde sakınca gördüğüm olur ve o sakıncalı bölümü böyle sözlerle noktalamak gereği duyarım. Belki, zihinlere daha iyi girsin diye yapıyorumdur bu hırsızlığı. Veya çağrışım yapsın istiyorumdur. Okuyucu, kendine bir mesaj var mı yok mu diye okuyorsa, kendini görebilsin diyedir belki de. Yani bir sebebi vardır mutlaka. Sebebin olduğu yerde, sonuç da olacağına göre, ben bunu bilerek yapıyorumdur ve bilinçli bir şekilde yaptığım bu işi uzun cümlelerle anlatmayı seçiyorumdur. Maksat, paragraf çoğalsın, yazının gidişatı değişsin de olabilir aslında. Ve uzattığım her cümlede, hayatımdan gelip geçmiş hurafe elbiseli her insanı soyup soğana çeviriyorumdur, onlar da ruhlarından arınmış birer cisim olarak çırılçıplak ortada kaldıklarını görünce hırslarından etlerini yiyorlardır. Kim bilir belki de her lokmada bana kızgınlıkları artıyordur. Amaan artsın, bana ne! Cürümleri kadar yer yakarlar en fazla. Kıvılcımları sıçrar sadece, o kadar. Hem zaten, insanoğlu bilerek ve isteyerek yaptığı her şeyin sonucuna katlanmak zorunda değil midir? Kıvılcımın da cürmü kadar yeri yaktığını düşünürsek eğer, üf dedim mi bu da geçecek demektir.

İşte yine başladığım yere döndüm. Geçip gittiğim insanları yazayım derken, satırlar aracılığıyla onlara resm-i geçit yaptırdım. Kırmızı halı üzerinden geçtiler birer birer. Halının önlerine serildiğinden bihaber olarak hem de. Yürümekten bile aciz oldukları bir çağda, koşar adımlarla çiğneyip gittiler. Geçip giderken, hatırımı çiğnedikleri için de, bittiler. Ben ki, peşime takılan kedi yavrusundan bile geçemezken, mutfağımdaki eskimiş masa örtüsünden geçer gibi geçtim onlardan. Şimdi, başımı iki elimin arasına alıp düşünmem gerektiği için, ellerimi çekiyorum üstlerinden.

1 yorum:

EBRAR(Nam-ı Diğer Papuç) dedi ki...

Bu yazına BAYILDIM.Zaten senin cümlelerin en başka ve en sonra söylenmesi gereken herşeyi içinde barındırıyor hayranım yazmana...

öyle güzel anlatmışsın kii diyecek söz yok..

Herkes sade gelir kendine değer yükletir ve gerekirse de gider..Gitmeler doğaldır da nasıl gittiğimiz önemlidir..Bıraktığımız izlerde önemlidir..

Sevgiler dost..