31 Mayıs 2010 Pazartesi

Derin Şerefsizlik

‘Satmasaydı şerefsizler!’ Sosyal paylaşım sitelerinden birisinde yapılmış bu yorum. Satılan ne? Toprak… Satan kim? Filistinliler… Şimdi size bu satışın cemaziyelevvelini yazacak değilim. Yurtsuz kalmış bir milletin yurtlanma zaruretinden kaynaklanmış bir toprak satışı diyenleriniz de vardır elbette. Herkes kendi penceresinden sallasın, dursun; bana ne. 1948’de yurtlanmışlar, kısacası. 'Burası benim memleketim' diyecekleri toprak lütfedilmiş bunlara. Çenelerini kapatıp, insan gibi oturacakları yerde, insanlarla kavga etmişler hep. Elleri, kolları, ayakları, gözleri, ağızları kan olmuş. Vurmuşlar, ‘adam öldürüyorlar, yetişin’ demişler. İnsani yardım gemileri uluslar arası sulardayken de vurdular yine. Ve yine’ yetişin, adam öldürüyorlar’diyorlar. Onların bu çığlığını (!) duyan bazı kulaklar da, girişteki cümleyi döküveriyorlar ağızlarından…
Asıl sen şerefini satmışsın şerefsiz! Açlığa terk edilmiş insanlara gidecek olan yardım gemisini, donanmasının üçte biriyle sıkıştırıp, sonra da yukarıdan inerek içerideki sivil, silahsız insanları katleden ve ardından yetişin adam öldürüyorlar’ı sahneye koyan bir terör devletini savunmaya çalışmandan anladığım bu benim. Oysa şeref, mazlumun yanında olduğumuz zaman şereftir. Şeref, geçmişte ne halt etmiş olursa olsun, bir 'İNSAN'ın haksızlığa uğradığını gördüğümüz an parlar alnımızda. Şeref; altı bezli, ağzı emzikli çocukları makinelilerle tarayan hayvan oğlu hayvanlara, hayvan oğlu hayvansınız diyebildiğimiz müddetçe şereftir. Şeref, bir kere kaybedildikten sonra bir daha geri dönemeyecek kadar da şereflidir ayrıca.
Şerefsiz!..

Hiç yorum yok: