28 Şubat 2010 Pazar

Savaş Ruhu

Düşünmek... Descartes var olmayı yalnızca bu fiile bağlamış olsa da ben düşünmeye ara verdiğim zamanlarda bile var olduğumun farkında olarak yaşamışımdır. Onun penceresinden bakmadığım çok olmuştur. Kendi varlığını, sonsuza taşımaya yönelik egoizm ürünü bir sözdür 'Düşünüyorum, öyleyse varım' sözü. Bana göre Descartes, Descartes olmuşsa, düşüncesizce ettiği bu söz sayesinde olmuştur. Böyle düşündüğüm içindir ki sıraya sokulmuş insan yığınları arasından sıyrılıp sıra dışındaki yerime her geçişimde, Descartes'ın ayağına basmayı çok sevmişimdir. Onun ruhu bundan haberdar olup rahatsızlık duyuyor muydu bilinmez ama ben ruhumun bildiğini okumasından hiç rahatsız değildim. Ta ki, bedenimin ruhumu istila etmesiyle yavaş yavaş başlayan ve mağlubunu tahminde pek zorlanmadığım savaşa kadar...

Savaşın sıcaklığını iliklerime kadar hissettiğim için olsa gerek, mağlubiyet üzerine yazı yazmayı son zamanlarda çokça düşünür oldum. Bu ''düşünür'' oluşumda, Descartes'ın dahlinin yadsınamaz olduğu ne kadar aşikârsa, kalbimde kopan yapay fırtınaların payını da reddedemem. Ruhum, kendisinden önce yıpranmış olan bedenimle cebelleşirken, her türlü savunma taktiğini uygulamakta oldukça maharetli belki ama rakibinin bir yumruk kadar küçük ve aynı zamanda bir dağ kadar kocaman yaratılmış; kalp denen o muhteşem parçası karşısında daha ne kadar direneceğini kestirmekte epeyce zorlanıyor. Düşünmekten vazgeçip, gelişgüzel yaşadığım her bir saniyede varlığımı sürdürebildiğimi Descartes'a ispat etmekten haz duymakla birlikte, ruhumun kalbime yenik düşeceği düşüncesini atamıyorum kafamdan. Ve bu ruh, bir nebze de olsa galibiyet bekleyerek çıktığı seferinden dönüşte, beyaz bayrak sallayan taraf olmaktan korkuyor şimdi.

Teslimiyetin kalbe karşı olanı, aynı zamanda bir mağlubiyettir benim için. Eğer teslim olan ruh ise, bu mağlubiyet ömür kütüphanesinde baş yapıt olmaya hak kazanmış demektir. Kalbin, bir başka bedendeki kalbe teslimiyeti en az bunun kadar mağlubiyeti işaret eder ama kalp ruhun bu teslim oluşta çektiği acıyı asla çekmez. İşte bu yüzden, ruhumun kalbimle girdiği son savaştan, galibiyet şarkıları söyleyerek çıkmak, fırtınaların kalbimde sürdürdüğü beyliğe son vermek istiyorum. Yani kısacası ben, her zamanki gibi, ruhun bile duymadan, yine seni yazıyorum...

Hiç yorum yok: